Bakış Açısı | Bilinçli Yaşam

13 Ocak 2020
Bakış Açısı | Bilinçli Yaşam

İki arkadaşın yolları çöle düşmüş günün birinde. Bir süre sonra aralarında tartışma çıkmış. Birinin diğerini tokatlamasıyla neticelenmiş bu münakaşa. İncinmiş öbürü ve kuma şöyle yazmış: ”Bugün en iyi arkadaşım bana bir tokat attı.” Yürümeye devam etmişler. Bir vahaya varmışlar. Ve az önce tokatlanan, şimdi de çamura saplanmış. En yakın arkadaşı bu kez ölümden kurtarmış onu. O ise kendine gelince bir taş bulup şöyle yazmış üstüne: ”Bugün en yakın arkadaşım hayatımı kurtardı.” Diğeri meraklanmış. Neden ilk seferde kuma, sonrakinde de taşa not yazdığını sormuş. Şöyle yanıtlamış diğeri: ”Biri beni incittiğinde onu kuma yazmalıyım ki bağışlayıcılık rüzgârları hemen silinip götürsün onu. Bir bana iyilik yaptığında onu bir taşa kazımalıyım ki onu hiçbir rüzgâr alıp götürmesin.”

İncindiğimiz zaman boşluğa salıverdik tüm işittiklerimizi, üzüldüklerimizi… Ve taş bulamasak da önce kalbimizin en sağlam köşesine işledik iyilikleri.

 Kötülük ve iyilik dediğimiz bizim onlara biçtiğimiz süre kadar yaşarlar. Dilersek kuma bir yel dokununcaya kadar yaşatırız onları, dilersek en derinimize saklayıp biriktiririz, büyütürüz. Bazen bir el mutluluğu avucumuza bırakıverir. Oysa biz hırsla, kaygıyla yumruk haline getirdiğimiz avuçlarımıza hapsederiz güzellikleri. O kadar yakınımızdayken, kalbimiz de gözlerimiz de teğet geçer mutluluğa. Ve el değmedikçe, toprağa kavuşmadıkça eskir, solar mutluluk tohumları.

Haber Yorumları